4/14/2010

farkettim ki... iki nokta üst üste

Çok şükür ki; otobüse bindiğimde aracın yanına gelip,o valiz karmaşasına aldırmadan ortada dikilip, yavrusunun oturduğu koltuğun önünde yerini alan ve kilitlenmiş şekilde onu bir süre izleyen,arada onunla iletişime geçmeye çalışan ve dudaklarının üstün çabalarıyla giriştiği kimi şekillerle yavrusuna söylediği şeyi anlatabilme uğraşına girişen ve bunu yaparken bir o kadarda bağırarak konuşan bir ailem yok....ve ben de onlara yukardan bakarken aynı yöntemle karşılık vermek zorunda kalmamış oluyorum.
İyiki park alanına bile girmeden yol üstünde arabayı sağa çekip,oturduğu yerden bağajı açıp sonra oturduğu yerden ayna yansımasıyla bana el sallayan bir babam var.

ve otobus yolculukları 2 saat bile sürse yine de o akıp duran ağaçların, insanların, araçların ve işte o sabit görüntünün hareketine her şarkı gidermiş.
ve bacak bacak üstüne attığımda, 3 dakika 39 saniyede bacaklarım uyuşmaya başlıyor.( bu süre tam bacağımı öbür bacağımın üstüne attığım zaman başlayan ve uyuşmayı hissettiğim zaman biten şarkının süresi )

ve arkamdan gelen arkidişinnn "uçağın arkası iyidir..çakılırsak bir nebze kurtulma şansımız var" esprisine gülümsemek zorunda kalan bir hostes olmadığım için şanslıyım.

ve hayal kırıklığı çok kötü bir şeymiş.... kavradım!