
Bir sayfiye mekanındayım
....
nezih ve müstesna
Bir de staj yapıyorum
...
kolay değil canım ya
Bagdat Caddesi silueti çiziyorum
Biraz yarışma kasıyorum
Birazda eğleniyorum masamda

Elbette gün gün edindiğim bir çok izlenim ve arkadaşlıklar oldu.Herhalde ‘kendimi baya bir zorlasam ancak tanışabileceğim yapıda insanlarla’ bolca vakit geçirdim.
Kısaca hayatımın son 3 gününü adadığım bu aktif gönüllü eğitiminde gördüm ki;
Gönüllülük programında yer alan eğitmenlerin kafası pek bi karışık.Durmaksızın yaptığımız yuvarlak masa sohbetlerinde giriştiğimiz sorgulamalar beni bu sonuca götürdü. Bize bir şey soruyorlar ama laf olsun diye değil hakkaten adam anlam veremediği için soruyor gibi. Velhasıl bir hayli yordum kafamı bu soruları cevaplarken ve cevaplayanları dinlerken.
Pastel boyalarla yaptığımız soy kütüğümüz,kültürün çağrıştırdıkları,ve sokakta boynumuza astığımız yaka kartları…

“size birkaç soru yöneltebilir miyim?” ve devamında gelen sorulara aldığınız bir birinden bazen kaba,bazen kalıplaşmış,bazen kuşguculaşmış,bazen umursamaz,çoğu az zaman da etkileyici cevaplar …ve sokak ortasında aldığım iş teklifi. =)
bunlar çok eğlenceliydi.Sonra bir de promosyon ürünleri o almak için küçük bir yarışa girdiğimiz ama sonrasında taş çatlasın 2 kez kullanabildiğimiz eşyalardan bolca sahip oldum.
Yüzen vapur gemili kalemin tasarımcısını çok kıskandım..itiraf ediyorum.

Anneler günü sebebiyle erken bitirdiğimiz etkinliği kapatamadık tabuyla tamamladık,çok eğlenceliydi…tanışıklığımızı pekiştirdik o sıralarda.Günün sonunda yorgunluğuma yenilmeyip Frederic Chopin konserinede gidebilseydim kendimi aşmış olacaktım. Herneyse varsın bu sefer de aşmamış olayım.
Bugun her zamankinden hızlı hazırlandım ve erken çıkmak istemediğimden biraz oyalanmaya karar verdim.Ne yapsam ne yapsam…1 haftadır sadece çantamda taşıdığım ve böylece vicdanımı rahatlattığım kitabımı mı okusam? yoksa öylece yatağıma uzanıp tavana boş boş bakarak müzik mi dinlesem? yoksa Mahjong Titans mı oynasam?
Mahjong Titans bilgisayarımın sesini son ses açıp oynamaya bayıldığım adeta kreş talebelerimizin zeka eğitimi için oynadıkları oyunların, büyüklere göre süsletilmiş ve arada alev efektleriyle renklendirilmiş bir versiyonudur. Bazen aynı renkteki üçgenleri bir araya getiriyormuş gibi hissettiriyor bana.Olay çok basit ve 2dakikalık bir şey.

Yok arkadaş daha önce tak tak erittiğim taşları şimdi oynatamıyorum.Dur bakalım aynı düzeneği bir daha açayım bu sefer farklı noktadan başlayacağım çalışmaya…yok yine tıkandı, yine,yine,yine…okula geç kalacağım….dur son bir defa bu sefer soldan başlayalım,yine tıkandı….inat ettim bu oyun bugün bitecek!!!
Sonra fark ettim ki aslında o kadarda sabırsız ve amaçsız değilmişim ayrıca oldukça inatcıymışım.Bu anı yazmalıyım dedim ve oyunu kaydedip hemen world’e dert anlatmaya başladım.Bu arada saat ilerliyor ve ben giderek okula geç kalıyorum. Hep Bruce'un dersinde oluyor bunlar =)
Bu arada face’de durumlar değişmiş.Artık hayran olmuyor sadece beğeniyormuşuz.Geçen bir şeylere hayran olduğumu feysimde belitle ihtiyacı duydum.Sayfayı bir açtım “beğen” diyor.Alahallah “hayır kardeşim ben beğenmiycem hayran olucam” hatta bir süre eski "hayran" butonunu aradım...itiraf ediyorum.
Aslında face doğru bir adım atmış çünkü bir şeylere hayran olmak bu kadar kolay değil.Hayran olabilmek çok farklı bir nokta, daha daha üstü bir nokta.Sadece beğenebilirsin ve artık öyle olacak gibi...iyi olmuş bence.
ve bacak bacak üstüne attığımda, 3 dakika 39 saniyede bacaklarım uyuşmaya başlıyor.( bu süre tam bacağımı öbür bacağımın üstüne attığım zaman başlayan ve uyuşmayı hissettiğim zaman biten şarkının süresi )